
Yüksek Makine Mühendisi, Yazılımcı, Fotoğraf Sanatçısı / Senior Mechanical Engineer, Software Developer, Photographer;
TÜRKİYE
melihozbek@dijitalakademi.com
Orta Doğu Teknik Üniversitesinde, Makina Mühendisliği alanında lisans ve yüksek lisans derecelerini tamamladı. Kariyeri boyunca, yazılım geliştirme ve yaban hayatı fotoğrafçılığı gibi alanlarda, çeşitli ulusal projelerde liderlik yaptı. 2005 Yılında, AFSAD’da, dijital ortamda fotoğrafçılık dersleri vermeye başladı. 2009 Yılında, profesyonel olarak fotoğrafçılık ve fotoğraf eğitmenliği yapmaya başladı ve Dijital Akademi’yi kurdu. 2013 Yılında, Hacettepe Üniversitesinde, seçmeli fotoğraf dersleri vermeye başladı ve 2022 yılından itibaren yine aynı üniversitede Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nde, yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak ders vermeye başladı. Özbek, 2022'den itibaren Yapay Zekâ ve büyük dil modelleri üzerine yoğunlaşarak, GPT Akademi'nin kurucu ortakları arasında yer aldı. Şimdilerde, gelişmiş teknolojik altyapı ve yenilikçi Yapay Zekâ ürünlerinin tasarımıyla ilgili kurumsal müşterilere danışmanlık hizmetleri sunmaktadır.
Fotoğrafçı olmak için çok güzel bir dönemde yaşıyoruz… Ya da çok kötü… Bardağın hangi tarafına baktığınıza göre değişse de son yıllarda hiç durmayan gelişmeler, fotoğraf alışkanlıklarımızı yeniden gözden geçirmemize neden oldu.
Önce hesaplamalı ya da bilişimsel fotoğrafçılık yeni ufuklar açtı. Arkasından Yapay Zekâ, iş akışlarını kökünden değiştirme yolunda. Artık fotoğraf makinalarının içinde, fotoğraf işleme programlarında, fotoğrafın her aşamasında Yapay Zekâ, iş akışlarına girmiş durumda.
Artık programlar, fotoğrafları işlerken, içindeki nesneleri tanıyorlar. Fotoğraftaki alan derinliğini algılayıp fotoğrafçının, nesnelerin kendisine olan uzaklığına göre işlem yapmasına imkân sağlıyor. Akıllı gürültü temizleme programları, artık fotoğrafta neyin gürültü, neyin fotoğrafa ait olduğunu daha kolay anlıyor ve fotoğrafçıların fotoğraf çekerken seçeceği ayarları yeni bir seviyeye taşıyor.
Fotoğrafçılık asla eskisi gibi olmayacak.
Bilişimsel Fotoğrafçılık, Yapay Zekâ.
We are living in a truly fascinating time to be a photographer… or perhaps a very challenging one. It all depends on how you look at it. Whether you see the glass as half full or half empty, the relentless advancements of recent years have made us rethink our photography habits.
First, computational photography opened up completely new horizons. Then, artificial intelligence began to transform workflows from the ground up. AI is now integrated into every stage of photography- inside cameras, in editing software, and throughout the entire photographic process.
Nowadays, editing programs can recognize the objects in a photo. They can detect the depth of field and allow photographers to edit images based on how far objects are from the lens. Intelligent noise reduction tools are now better at distinguishing between what’s noise and what actually in the image, pushing photographers to a new level of control when making adjustments during a shoot.
Photography will never be the same again.
Computational Photography, Artificial Intelligence.

Fotoğraf sanatçısı, Akademisyen / Photographer, Academician
TÜRKİYE
Dr., Öğretim Üyesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi;
nadirbucan@gmail.com
Nadir Bucan, 1978 yılında Rize’de doğdu. 2002 Yılında, Ankara Üniversitesi, İletişim Fakültesi'nden mezun oldu. 2018 Yılında, Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel İletişim Bilimleri Anabilim Dalı'nda doktora eğitimini tamamladı.
“Post Belgesel Fotoğraf: Belgesel Fotoğrafın Değişen Sınırları” adlı kitabı 2020 yılında Espas Yayınları tarafından yayımlandı.
Bucan, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmakta, fotoğrafçılık ve sinema dersleri vermektedir.
Fotoğraf ve gerçeklik ilişkisine dair ilk düşünceler Joseph Niépce'in 1826 yılında ilk görüntüyü duyarkat üzerine sabitlemesiyle başlar. Fotoğrafik temsili gerçeğin aynası olarak gören erken dönem fotoğraf eleştirisi, insan elinin ya da ressamın fırçasının aradan çekildiğine, doğanın mekanik bir aygıt tarafından “olduğu gibi” yansıtıldığına inanıyordu. "Doğanın kalemi" ve "ışığın yazısı" gibi metaforlarla inşa edilen gerçekçi söylem, fotoğrafik sürecin otomatikliğine ve kendiliğindenliğine vurgu yaparak, insan öznesinin yokluğuna ve dolayısıyla nesnel bir temsil düşüncesine gönderme yapmaktadır.
Fotoğrafa gerçekçi bir medyum karakterini kazandıran ise onun belirtisellik niteliğidir. Işığın negatif şerit üzerinde bıraktığı izler bir nesnenin ya da varlığın kanıtı olarak görülmüştür. Diğer bir deyişle, etkisini 20. yüzyılın son çeyreğine kadar sürdürülen gerçekçi teoriler, imgenin fiziksel bir materyale yani negatif şeride sahip olmasında temellenmiştir. Fakat, postmodern teorinin de vurguladığı gibi, “ışığan yazısı” ya da “doğanın kalemi” olarak nitelendirilen fotoğrafik imge, gerçekte ışığın yazısı ya da doğanın kalemi olmaktan çok, yazarın/öznenin yazısı ya da kalemi olagelmiştir. Diğer bir deyişle, mekanik bir aygıt tarafından üretilse de bu imgeler nesnel değil, keyfi ve öznel bir seçimin sonucudur. Görüntünün analojik olmasından temellenen belirtisellik, fiziksellik ve iz gibi nosyonların fotoğrafik doğruluk ve gerçekçilik için yeterli ölçütler olmaması, analog ve sayısal imgeye atfedilen geleneksel algıyı geçersiz kılmaktadır. Dolayısıyla, analog ya da sayısal olsun, fotoğraf, doğal bir dilden ziyade yapılandırılmış ve öznel bir dildir. Sayısal görsel üretim çağı, görüntü ve gerçeklik ilişkisi açısından yeni bir gelişmeye işaret etmemektedir.
Sayısallaşmanın bir uzantısı olan ve tarihsel dönüm noktası olarak nitelendirilen Yapay Zekâ teknolojisi ise, geleneksel fotoğrafik yöntemlerle anlatılamayacak hikâyelerin betimlenmesinde, bizlere önemli fırsatlar sunmaktadır. Yapay Zekâ, sanatsal dışavurumlara imkân sağlamakta, özellikle de kavramsal sanatçılar ve görsel hikâye anlatıcıları için, yeni bir metodoloji sunmaktadır. Yapay Zekâ görsel hikâye anlatıcılığı, geleneksel yöntemlerle fotoğraflanamayacak, erişim imkânının bulunmadığı, gözlemlenemeyecek konuların betimlenmesinde etkili olma potansiyeline sahiptir.
Yapay Zekâ, Fotoğrafik Temsil, Postmodern Teori.
The first thoughts on the relationship between photography and reality begin with Joseph Niépce's fixation of the first image on emulsion in 1826. The early criticism of photography, which saw photographic representation as a mirror of reality, believed that the human hand or the painter's brush had been removed, that nature was reflected “as it is” by a mechanical device. Constructed with metaphors such as “the pencil of nature” and “the writing of light”, the realist discourse emphasizes the automaticity and spontaneity of the photographic process, referring to the absence of the human subject and thus to the idea of an objective representation.
What gives photography the character of a realistic medium is its indicative quality. The traces left by light on the negative strip were seen as evidence of an object or entity. In other words, realist theories, which continued their influence until the last quarter of the 20th century, were based on the fact that the image has a physical material, namely the negative strip. However, as postmodern theory emphasizes, the photographic image, which is described as “the writing of light” or “the pencil of nature”, has in reality been the writing or pencil of the author/subject rather than the writing of light or the pencil of nature. In other words, although produced by a mechanical device, these images are not objective, but the result of an arbitrary and subjective choice. The fact that notions such as signification, physicality and trace, which are based on the analogical nature of the image, are not sufficient criteria for photographic accuracy and realism invalidates the traditional perception attributed to the analog and digital image. Thus, whether analog or digital, photography is a constructed and subjective language rather than a natural one. The era of digital visual production does not mark a new development in terms of the relationship between image and reality.
Artificial Intelligence technology, an extension of digitization and a historical turning point, offers us an important opportunity to depict stories that cannot be told through traditional photographic methods. Artificial Intelligence enables artistic expression and offers a new methodology, especially for conceptual artists and visual storytellers. Artificial Intelligence visual storytelling has the potential to be effective in depicting subjects that cannot be photographed, accessed or observed with traditional methods.
Artificial Intelligence, Photographic Representation, Postmodern Theory.